Büyük Duvar’ın çok da uzağında olmayan Kara Orman da öylesine kasvetli bir gün yaşanıyordu ki görenlerin us’u şaşıyordu. Kara Ormanın üstüne çöken yoğun sis nedeniyle, kişinin beş adım ötesini görmesi bile neredeyse imkânsızdı. Ağaçların yüksek dallarından yere sarkmış yaprakları, kişi boyunu aşmış çalıların göğe doğru uzanan dikenleri, güneşi görebilmek için birbiriyle yarışan otların uzun boyları ve yoğun sis nedeniyle balçığa dönüşen toprak zemin. Koca bedenli yaşlı ağaçların iri bedenlerinin bir yanı siyaha çalan gökşin otlarla kaplı, diğer yanlarıysa yağan sis nedeniyle sırılsıklam olmuştu. El değmemiş bu kasvetli ormanın derinliklerinde arada bir baykuşlar da ötmese, hiçbir canlının yaşamadığına inanmak içten bile değildi… Tanrı sanki bu orman lanetlemiş, güneş ışıklarından yoksun bırakarak onu cezalandırıyordu. Kara Orman bugün ölüm kokuyordu… Gün gelecek bütün Türkler çıldıracak. İşte o vakit Tanrı Türk’ü değin, düşmanlarını korusun..
Alp Börü Büyük Duvar
Orijinal fiyat: ₺400,00.₺300,00Şu andaki fiyat: ₺300,00.
Büyük Duvar’ın çok da uzağında olmayan Kara Orman da öylesine kasvetli bir gün yaşanıyordu ki görenlerin us’u şaşıyordu. Kara Ormanın üstüne çöken yoğun sis nedeniyle, kişinin beş adım ötesini görmesi bile neredeyse imkânsızdı. Ağaçların yüksek dallarından yere sarkmış yaprakları, kişi boyunu aşmış çalıların göğe doğru uzanan dikenleri, güneşi görebilmek için birbiriyle yarışan otların uzun boyları ve yoğun sis nedeniyle balçığa dönüşen toprak zemin. Koca bedenli yaşlı ağaçların iri bedenlerinin bir yanı siyaha çalan gökşin otlarla kaplı, diğer yanlarıysa yağan sis nedeniyle sırılsıklam olmuştu. El değmemiş bu kasvetli ormanın derinliklerinde arada bir baykuşlar da ötmese, hiçbir canlının yaşamadığına inanmak içten bile değildi… Tanrı sanki bu orman lanetlemiş, güneş ışıklarından yoksun bırakarak onu cezalandırıyordu. Kara Orman bugün ölüm kokuyordu… Gün gelecek bütün Türkler çıldıracak. İşte o vakit Tanrı Türk’ü değin, düşmanlarını korusun..






Bekir Sevik –
(Okur yorumu)
“Alp Börü Büyük Duvar”
Mitolojimize ve kültürümüze yaslanarak özgün bir şekilde kaleme alınmış, üç kitaptan oluşan bu kıymetli serinin son kitabını da büyük bir keyifle okudum. “Büyük Duvar”, önceki iki kitabın izlerini taşırken aynı zamanda onları tamamlayan ve anlamlandıran son halka gibi duruyor.
Bu seri, yalnızca kurgusal bir yolculuk değil; aynı zamanda kültürel bir hafıza çalışması, düşünsel bir arayış ve modern çağda köklerimize bağ kurma çabası… Her isim, her betimleme, her olay derin bir sembolik anlam içeriyor.
Yazarımız, Türk mitolojisindeki efsanevi unsurları ve geleneksel motifleri hem gerçekçi hem de alegorik bir üslupla işlemiş. Özellikle Kara Orman tasviri, yalnızca mekân değil; karakterlerin iç dünyalarını yansıtan sembolik bir evren olmuş.
Alp Börü, bu kitapta adının anlamıyla adeta bütünleşmiş. “Alp” (cesur savaşçı) ve “Börü” (kurt – koruyucu, yol gösterici) kavramlarının ruhunu bütünüyle yansıtıyor.
Kahramanlık, mücadele, intikam, cesaret ve kararlılık gibi temalar; destansı bir atmosfer içinde, gelenek ve göreneklerle harmanlanmış. Bitmeyen heyecanı ve güçlü betimlemeleriyle başta gençler olmak üzere herkesin ilgisini çekecek bir seri.
📚 Şiddetle tavsiye ederim.
Bekir Sevik –
(Okur yorumu)
Merhaba kitap sever dostlarım!
Alp Börü serisinin üçüncü kitabını da bitirdim. İlk sayfalardan itibaren aksiyon ve heyecan dolu bir yolculuk başladı. Tulpar’ın artık iki çocuğu var, Pars iyileşmiş, evlenmiş ve bir çocuğu olmuş. Bir önceki kitapta Pars ölecek diye çok korkmuştum — en sevdiğim karakterlerden biriydi.
İkinci kitapla birlikte karakterler daha da derinleşmişti; bu üçüncü kitapta ise aralarındaki bağ öylesine güçlü ki, okuyucu kendini onların bir parçası gibi hissediyor. Olay örgüsü canlı, tempo hiç düşmüyor ve her sayfa merakla çevriliyor.
İkinci kitabın sonunda Börüler obaya dönmüş, Oğuz Kağan’dan gelecek haberi bekliyorlardı. Yıllar sonra beklenen görev çağrısı gelir; Börüler yeniden toplanır. Oğuz Kağan’ın emriyle birlik 100 kişiden 500 kişiye çıkarılır ve görev için Çin sınırlarına yola çıkarlar.
Bu kez karşılarında Çin ordusunun içinden seçilmiş, zorlu sınavlardan geçmiş “Ejderhalar” vardır — imparatorun özel muhafızları. Aksiyon, heyecan ve savaş sahneleri o kadar güçlü yazılmış ki, sayfalar adeta gözünüzün önünde canlanıyor. Türkler ile Çinliler arasındaki çarpışmalar, stratejiler ve sonuçlar kitabı baştan sona soluksuz okutuyor.
Eski Türk tarihi kurgusunu sevenler için bu seri tam bir hazine. O kadar başarılı ki, eleştirilecek tek bir nokta bile bulamıyorum. Kesinlikle okunmalı!
Yazarı yürekten tebrik ediyorum.