= MERYEM İLE YUSUF =
“Yusuf… Yusuf… Yusuf orada mısın? Yusuufff.” “Buradayım Meryem. Kusura bakma, içim geçmiş. Hem nereye gidebilirim ki?” “Beni çok korkuttun… Şey sandım…” “Ne sandın, öldüğümü mü? Merak etme daha ölmedim; ama daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.” “Deme öyle ne olur. Buradan kurtulacaksın. Yine eskiden olduğu gibi Atatürk Parkında el ele…” “Neden sustun? Lütfen devam et Meryem, devamını duymak çok hoşuma gider.” “Ya Yusuf, utandırma beni.” “Utanacak ne var ki ceylan gözlüm? Nasılsa birbirimizi göremiyoruz bile.” “…”
“Ağrın var mı Yusuf?” “Artık sol bacağımı hiç hissetmiyorum.” “Biraz daha dayan ne olur. Yardım gelecek, bundan eminim.” “Üç gün oldu Meryem. Yardım gelecek olsa şimdiye çoktan gelirdi.” “Umudunu kaybetme ne olur. Bana hep sen derdin ‘Çıkmadık candan umut kesilmez’ diye. Şimdi ne oldu, canın çıktı da benim mi haberim yok?” “Hemen de gider yap sen. Biraz nazlanmama müsaade etme zaten.” “Nazlanmak erkeğe yakışmaz akıllım.” “O erkeğe yakışmaz, bu erkeğe yakışmaz. Ne yakışır ki erkeğe?” “Kavga mı edelim şimdi Yusuf?” “Aman aman, yeterince kavga ettik zaten ve sonunda zararlı çıktık.” “…”
“Hadi biraz eski günlerden konuşalım, biraz kafamız dağılır. Mesela… Beni ilk ne zaman gördüğünü anlat” “Ben arkadaşlarımla mahallede top oynuyordum. O ara annem seslendi. ‘Mahalleye yeni biri taşınıyor çocuklar, hadi eşyalarının taşınmasına yardım edin’ Eskiden hep öyle olurdu, mahalleye yeni biri taşındığında herkes yardıma giderdi. Tanıyıp tanımamanın bir önemi yoktu. Neyse, oyunu bırakıp yardıma gittik arkadaşlarla. Eşyaları taşırken birden bir kız çocuğu gördüm kamyonun yanında. Ayağında lastik pabuç, üstünde kırmızı bir mont, başında da yine kırmızı bir kurdele vardı. Burnundan da aşağıya doğru bir karış sümük akıyordu.” “Ya Yusuf, onu mu diyorum ben. Beni ilk ne zaman fark ettiğini soruyorum, yani şey olarak…” “Biliyorum canım, seni biraz kızdırmak istedim sadece. Kızınca çok tatlı oluyorsun.” “…” “Hani lise ikiye geçmiştik ya. Okulun ilk günüydü. O günü asla unutamam. Ayağında yandan bağlamalı beyaz bir ayakkabı, içinde beyaz çorap. Altında kareli kırmızı bir etek, boyu dizlerine kadardı. Üstünde beyaz gömlek, gömleğin üstünde de sıfır kollu gri bir kazak. Örülmüş saçlarında da beyaz bir kurdele.” “Ne hissettin beni öyle görünce?” “Bunu sana zaten defalarca anlattım Meryem.” “Olsun, ben yine duymak istiyorum belki.” “Tamam, devam ediyorum. O an şaşkınlıkla kendime şu soruyu sordum. ‘Bu bizim sümüklü Meryem mi?’ Sanki kalbimin daha hızlı atmaya başladığını hissettim. O zaman neler olduğunu anlayamamıştım. Çok sonra anladım bunun aşk belirtisi olduğunu. O andan sonra seni hep korumak istedim. Başka erkeklerle konuştuğunu görünce hep içim yandı. Sana açılmak için defalarca planlar yaptım; ama her defasında ‘Ya kabul etmezse?’ diye düşünüp vazgeçtim. Yıllar geçti aradan, sonunda seni istemeye geleceklerini duydum, işte o zaman kararımı verdim. Ne olursa olsun seninle konuşacaktım. İki gün sonra da mahallenin çıkışında yolunu kesip konuştum seninle. Gerisini sen de biliyorsun.” “…”
“Peki, sen ne zaman fark ettin beni?” “…” “Yine mi anlatmayacaksın?” “…” “Meryem yapma böyle. Bak belki de yakında öleceğim ve sen halen beni ne zaman fark ettiğini anlatmıyorsun.” “Ölümden bahsetme ne olur. Kurtulacaksın buradan.” “O zaman anlat sen de” “Tamam. Lise ikiye başladıktan üç ay sonraydı galiba, bizim sınıfta Kadir diye bir çocuk vardı. Bana çıkma teklif etti, ben de düşünmek için zaman istedim. Sonraki gün Kadir okula gözü morarmış bir halde geldi ve o günden sonra yüzüme hiç bakmadı. Daha sonra kızların dedikodularından duydum Kadir’in gözünü morartanın sen olduğunu. Bana çıkma teklif ettiği için yapmışsın bunu. O zamanlar sana çok kızmıştım; ama daha sonraları hoşuma gitti. Benim için savaşan birilerinin olması güzel bir duygu gibi geldi. Sonra sen bana karşı olan ilgini iyice belli etmeye başladın. Ne çok bekletmiştin ama beni. Ha bugün ha yarın teklif edersin diye bekledim; ama lise bitene kadar gelmedi o teklif. Çoğu zaman çok kızdım sana. ‘Madem benden hoşlanıyorsun, neden teklif etmiyorsun be adam?’ diye söylenip durdum kendi kendime. Keşke bütün cesaretini toplayım açılsaydın o zamanlar.” “…”
“Hey, sana söylüyorum… Yusuf… Yusuf… Aman Allah’ım yoksa… Yusuuufff…” “Buradayım Meryem. Yine içim geçmiş, kusura bakma.” “Ne kusuru Yusuf, sadece çok kokuyorum. Bugün çok oldu bu içinin geçmelerin.” “Günün hangi vaktindeyiz Meryem?” “Akşam oluyor, hava yavaş yavaş kararmaya başladı.” “Ben de neden üşümeye başladım diye merak ediyordum.” “Keşke elini tutabilseydim.” “Keşke.” “…”
“Meryem.” “Efendim Yusuf.” “Gel şu inadı bırak, hadi git bir şeyler ye, biraz uyu, kendine gel.” “Lütfen bu konuyu yine açmayalım Yusuf. Sen bu enkazın altından çıkana kadar hiçbir yere gitmiyorum.” “Üç gündür perişan oldun burada, Elinden bir şey gelse anlarım; ama o da olmuyor. Hadi sen git be Ceylan Gözlüm.” “Lütfen kapatalım bu konuyu Yusuf. Hiçbir yere gitmiyorum, kararım kesindir.” “Bari yemek yeseydin.” “Sen bu beton yığınının altında aç susuz dururken mi?” “Burada olan sen değilsin ama.” “Ya olsaydım Yusuf? Beton yığınının altında kalan ben olsaydım, sen gidip keyfine bakar mıydın?” “…”
“Sahi, biz neden ayrılmıştık kız Meryem? Hem de ben seni deli gibi seviyorken.” “Bu
konuyu açıp canımızı sıkmayalım Yusuf. Bak şimdi yanındayım işte, bu yetmez mi?” “Sen yanımdayken dünyalar benim olur kurban olduğum; ama bunu bilmek istiyorum. Lütfen söyler misin, biz neden ayrılmıştık? Daha doğrusu durup dururken beni neden terk etmiştin?” “…” “Lütfen Meryem. Cevap bekliyorum.” “Korktum.” “…” “Beni öyle çok seviyordun ki; senin bu sevgine layık olamamaktan korktum.” “Sana söyleyecek bir şey bulamıyorum Meryem.” “Haklısın. Ben de olsan bir şey söyleyemezdim. Sen beni çok sevdin, öyle çok sevdin ki; kendimi dünyanın en değerli kadını gibi hissettim. Sonra durup düşündüm. Ben ne yaptım da bu adam beni bu kadar seviyor diye sordum kendime. Açıkçası bir cevap da bulamadım. Sonra ben bu kadar sevgiye layık olamam, bu sevgiyi heba ederim diye düşündüm ve kaçtım senden. Affet beni Yusuf, lütfen affet. Seni kırdım, üzdüm, ortada bıraktım. Özür dilerim.” “Affedecek bir şey yok Meryem’im, hepsi geçti gitti. Sadece bir kez olsun beni sevdiğini ağzından duymak isterdim, bunun için her şeyimi verirdim.” “…” “…” “Gerçekten seni bu kadar incittiğim için özür dilerim Yusuf.” “…”
“Bir şey söylemeyecek misin?” “…” “Yusuf… Yusuf iyi misin? Yusuf… Yusuuufff.” “…” “Yusuf ses ver ne olur, yine mi için geçti?” “Buradayım canım.” “Çok korkuyorum Yusuf, çok korkuyorum. Keşke şuan bir kepçe olabilseydim.” “Lütfen ağlama Meryem. Bilirsin, senin ağlamana dayanamam.” “Elimde değil Yusuf. Elimde değil.” “…” “O ses ne Yusuf?” “Dişlerim… Dişlerim takırdıyor Meryem. Birden çok üşümeye başladım, donuyorum sanki.” “Dayan Yusuf, dayan.” “…” “Bir ses duydum sanki. Evet, cadde tarafından bir ses geliyor.” “…” “Lütfen yardım edin. Buradayım, lütfen yardım edin. Beni duymuyorlar Yusuf. Dayan, gidip yardım getireceğim.”
“Afat Ağabey, Afat Ağabey. Lütfen bana yardım edin.” “Buyurun hanımefendi, neye ihtiyacınız var?” “Benim sev… Şey, arkadaşım hemen şu ileride enkaz altında, lütfen ona yardım edin, kurtarın onu yalvarırım.” “Tamam hanımefendi, sakin olun. Biz bunun için buradayız. Arkadaşınız için ne gerekiyorsa yapacağız.” “Allah sizden razı olsun. Yalnız biraz acele etmenizi rica edeceğim, üç gündür enkaz altında ve az önce çok üşümeye başladığını söyledi.” “Tamam, hemen gerekeni yapıyoruz. Beyleeerrr, buraya hemen bir ekip gönderin.”
“Enkaz altındaki vatandaşın adı ne?” “Yusuf.” “Yusuf neyiniz olur?” “Aslında her şeyim olur; ama siz komşum olarak bilin.” “Buralarda başka kimsesi var mı Yusuf’un?” “Ailesiyle beraber yaşıyorlardı; ama onlardan hiç birini görmedim deprem olduğundan beri” “Anladım hanımefendi, siz hiç meraklanmayın, onu sağ salim çıkarmak için elimizden geleni yapacağız.”
“Yusuuufff, sesimi duyuyor musun?” “…” “Yusuuufff, sesimi duyuyor musun?” “…” “Yusuuufff, sesimi duyuyor musun?” “…” “Cevap yok. Hanımefendi, Yusuf’un sesini en son ne zaman duydunuz?” “Sizin yanınıza gelmeden hemen önce, en son çok üşüdüğünü söylemişti.” “Anladım. Şuan ses alamıyoruz. Üzgünüm; ama gitmek zorundayız, yardım bekleyen başka insanlar da var.” “Hayır, gitmeyin. Yemin ederim doğru söylüyorum, üç gündür burada sürekli konuştuk onunla. Bir daha seslenin, bazen içi geçiyor; ama seslenince uyanıyor. Lütfen biraz daha seslenin.” “Peki.”
“Yusuuufff, sesimi duyuyor musun?” “…” “Yusuuufff, sesimi duyuyor musun?” “…” “Arkadaşlar hep beraber bağırıyoruz. 1. 2. 3. SESİMİ DUYAN VAR MIII?” “…” “1.2.3. SESİMİ DUYAN VAR MIII?” “…” “1.2.3. SESİMİ DUYAN VAR MIII?” “…” “Üzgünüm hanımefendi, yardım bekleyen başka insanlar da var. Belki onların bir şansı vardır, burada oyalanarak onların bu şansını ellerinden alamayız. Bizi affedin.” “Lütfen. Lütfen gitmeyin. Size yalvarıyorum, lütfen gitmeyin.” “Keşke elimizden bir şey gelse, üzgünüm.” “Durun, bir de ben sesleneyim. Lütfen biraz daha bekleyin. Benim sesimi duyar, hep duydu şimdiye kadar.” “Son beş dakika, sonra gitmek zorundayız. ”
“Yusuuufff.” “…” “Yusuuufff.” “…” “Yusuuufff.” “…” “Ses yok hanımefendi, üzgünüm.” “Hayır. Hayır. Hayııırrrr, gidemezsiniz. Yusuf orada, yardıma ihtiyacı var bunu biliyorum. Lütfen yardım edin ona, yalvarırım kaldırın şu enkazı, yalvarırım gitmeyin.” “Sizi anlıyorum hanımefendi, eminim sevdiğiniz adam oradadır; ama yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Bakın ben buraya Eskişehir’den geldim. Şu arkadaş Kütahya’dan, onun yanındaki Trabzon’dan. Karşıdaki arkadaş Antalya’dan, onun arkasındaki İstanbul’dan. Anlayacağın ülkenin dört bir yanından buraya can kurtarmaya geldik. Şimdi bütün imkânlarımızla buraya yoğunlaşarak enkazı kaldırırız, bu bizim yarım günümüzü alır. Yusuf sağsa iyi; ama ya değilse? O zaman kurtarabileceğimiz başka insanların hakkına girmiş oluruz. Lütfen bizi anlayın.” “Ama Yusuf daha yarım saat öncesine kadar sağdı. Şimdi de sağ, bundan eminim.” “Bakın şöyle yapalım hanımefendi. Biz şu ilerideki enkaza gideceğiz, arkadaşlarım oradan ses almışlar. Siz Yusuf’a seslenmeye devam edin, ses alırsanız hemen bize haber verin. Söz veriyorum gelip çıkaracağım sevdiğinizi bu enkazdan.” “Tamam.”
“Yusuuufff, Yusuf beni duyuyor musun?” “…” “Yusuuufff, lütfen bir cevap ver Yusuuufff.” “…” “Yusuuufff. Afat Ağabeyler seni kurtarmaya geldi, lütfen ses ver Yusuuufff.” “…” “Yusuuufff.” “…” “Yusuuufff” “…” “Yusuf lütfen beni bırakma. Özür dilerim Yusuf, her şey için özür dilerim. Yanımdayken senin kıymetini bilmediğim için özür dilerim. Seni, senin beni sevdiğin kadar sevmediğim için özür dilerim. Seni durup dururken terk ettiğim için özür dilerim. Seni kırdığım için özür dilerim. Seni üzdüğüm için özür dilerim. Seni yarım bıraktığım için özür dilerim Yusuf.” “…” “Yusuuufff.” “…” “Seni seviyorum Yusuf.” “…”
Lütfen vaktiniz varken sevdiklerinizin kıymetini bilin…
Yarın çok geç olabilir…




Kalemine sağlık reis. Nice yusuflar hiç oldu..
Keşke dememek için, ne gerekiyorsa yapın. Yarına bırakmayın..
Teşekkür ederim kardeşim. Allah bir daha hiç kimseye yaşatmasın o günleri
Sadece o günleri yaşayanların anlayabileceği bir hikaye. Yüreğine sağlık güzel kardeşim.
Teşekkür ederim abi
Kaleminize sağlık keşke dememek için geç kalınmasın
Kesinlikle öyle. Zaman syırıp okuduğun için teşekkür ederim
Bekir hocam kaleminize sağlık. Maalesef depremin üçüncü yılında hâlâ bulunamayan canlar, daha dün yaşamışız gibi acıtan hikâyeler var. Meryem ile Yusuf’un hikâyesi de yüreğimize dokundu. Allah bir daha böyle bir afet yaşatmasın. Yüreğinize sağlık. Kaleminiz daim olsun.
Güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim hocam. Allah bir daha yaşatmasın.
Çok güzel bir kitap çok heyecanlı
Teşekkür ederim Elif’ciğim.
İnsanın bu yazıyı ağlamadan okuması mümkün değil sanırım. Hissedilerek yazıldığı çok belli
Böyle düşünmenize çok sevindim.
Empatiyi en güzel kurduran yazılardan biri. Rabbim yaşatmasın tekrar. Okurken tüyler diken diken oluyor, gözyaşları akıyor. Okurken böyleysek onlar için durum nasıldır? Yaşayan bilir, yaşayan anlatır…
Güzel yorumunuzdan dolayı çok teşekkür ederim. Onur duydum.
Ben de ailem ve yakınlarımdan kırk kişiyi kaybettim. Defalarca kalemi aldım elime, yazacaklarım da belliydi ama içimden bir ses dur diyor hep. Sanki yazdığımı okuyanların yüreğindeki kör harlanacak, kabuk bağlayan yaraları açılacak. O yüzden yazmadım, yazamadım. Depremle beraber çok sağlam mesajlar verdiğin için seni kutluyorum.Rabb’im o günleri bir daha göstermesin.
Öncelikle güzel dileklerinşzden dolayı çok teşekkür ederim hocam. Ben de sizin gibi düşünetçrek, depremden hemen sonra yazdığım bu hikayeyi üç yıldır paylaşmaktan kaçınıyordum; ama her yıl 6 Şubat geldiğinde, baktım ki biz halen o gündeyiz.
İçe dokunan bir yazıydı. Buna benzer binlerce gerçek hayat heba oldu, enkaz altında kaldı. Rabbim onların mekanlarını cennet eylesin inşallah. Çok beğendim yazını Bekir Bey.
Allah o günleri bir daha hiç kimseye yaşatmasın. Beğenmeniz beni onurlandırdı.
3 yıl oldu acısı hala içimizde umarım bir daha böyle büyük acılar yaşamayız kalemine sağlık biraderim güzel olmuş yeni kitabını bekliyoruz
Amin inşallah. Yeni kitap yolda, yıl bitmeden elinize geçer umarım.
Yarım kalan bir hikaye 🥹
O kadar çok yarım kalan hikaye varki !!
Yerini hiçbir şeyin dolduramayacagı kocaman bir boşluk !!
Tüm şehit yakınlarımızın başı sağolsun 🥹
Amin abla. Zaman ayırıp okuduğun için teşekkür ederim
Kalemine, yüreğine sağlık.
Teşekkür ederim kuzen
Kaleminize sağlık, akıcı bir dilde oluşu yazıyı bırakmadan okunası yapıyor. Ve yaşanan olaylar tekrar gözümüzde canlandı. Rabbim bir daha Öyle bir felaket yaşatmasın.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim Hacer hanım. Rabbim kimseye yaşatmasın bu çaresizliği.
Gerçekten muhteşem bir hikaye. Kesinlikle hissedilerek yazılmış. Şahsen ben çok etkilendim.
Çok başarılı, okurken çok duygulandım. Yazarımız Bekir Sevik’i tebrik ederim.
Çok etkileyici bir hikaye. Teşekkürler Bekir Sevik.
İtiraf etmeliyim, okurken gözlerimden yaş geldi.
Depremi yaşayan biri olarak yine aynı ana gittim yine aynı acıyı yaşadım ve yine Güzel memleketim geldi aklıma abim benim kalemin varolsun SEVİYORUZ SENİ BEKİR SEVİK
( HOCAM)
Teşekkür ederim kardeşim.
Sen ne yaptın ve hocam, ağlattın akşam akşam beni.
Önünde saygıyla eğiliyorum üstadım. Hikayeyi resmen yaşadım. Yusuuuff, Yusuuuff, gitme Yusuf
Çok başarılı, kalemine sağlık
Komşumuzun bir kızı vardı, adı Aynur, maalesef enkaz altında can verdi, nişanlısı aylarca enkazın başına gelip gelip ağladı garibim. Bu hikaye bana o çocukları hatırlattı. Ne çok sevenleri ayırdı o talihsiz gece, sizin gibi yazarlar sayesinde asla unutulmayacaklar, sağ olun.
Bu yazıya sadece helal olsun diyebilirim
Çok güzel ve çok duygusal bir hikaye. Keşke sonu mutlu bitseydi
Çok duygulandım, yüreğine sağlık sayın yazarım.
Çok güzel bir hikaye, başarılarının devamını dilerim Bekir Sevik.
Okurken yaşadım adeta. Bekir hocamın kitapları da böyle, okurken resmen kendinizi kitabın içinde hissediyorsunuz.
Harika bir hikaye Bekir hocam. Bu tür hikayelerin devamını da bekliyoruz. Başarıların daim olsun.
Ne yaptın sen Bekir abi, resmen paramparça oldum. Böyle bir hikayeyi senden başkası da yazamazdı zaten, tebrikler.
Ah Meryem ah, ne vardı çocuk ölmeden sevdiğini söyleseydin bir kez. Şimdi milyonlarca kez söylesen ne fayda.
Çok güzel bir hikaye, okurken duygulanmamak elde değil.
Depremi birebir yaşamış biri olarak çok etkilendiğini söylemek istiyorum. Depremde hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Keşke o talihsiz geceyi hiç yaşamasaydık ve tüh hikayeler mutlu sonla bitseydi. Anılarımızı tazelediğin için teşekkür ederim Bekir Sevik.
Yüreğine sağlık sayın hocam. Çok başarılı bir hikaye
Çok güzel bir hikaye. Yazarımızı tebrik ederim.
Deprem günlerini yeniden yaşadım resmen. Allah bir daha yaşatmasın.
Meryem ile Yusuf. Ne hüzünlü bir son, bence bu tarz hikayeleri daha çok yazmalısınız hocam. Başarılarınızın devamını dilerim
Çok başarılı, tebrik ederim.
Ah 6 Şubat ah, yaktın gittin içimizi. Güzel bir hikaye
Adeta gözümde canlandırarak okudum hikayeyi. Çok başarılı, tebrik ediyorum Bekir bey.
Çok güzel bir hikaye, inanılmaz duygulandım. Tebrik ederim Bekir hocam.
Vah adaşım Yusuf vah, sonunun böyle bitmesine üzüldüm. Tebrik ederim Bekir hocam, çok güzel bir hikaye.
Hikayeyi çok beğenmekle birlikte içimin parçalandığını da itiraf etmeliyim
Birçok anılarımızı toprağa gömdüğümüz o gece, Allah bir daha yaşatmasın. Bu arada hikaye insanın ruhuna işliyor, tebrik ederim yazarımızı.
Çok güzel bir hikaye
Çok etkileyici bir hikaye, bu tür hikayelerin devamını da bekleriz.
Tebrik ederim Bekir hocam, ta kalbe dokunan bir hikaye.